Deprecated: Function set_magic_quotes_runtime() is deprecated in /home/ekmekci/public_html/zeynep/wp-settings.php on line 18

Warning: session_start() [function.session-start]: Cannot send session cookie - headers already sent by (output started at /home/ekmekci/public_html/zeynep/wp-settings.php:18) in /home/ekmekci/public_html/zeynep/wp-content/plugins/wordpress-automatic-upgrade/wordpress-automatic-upgrade.php on line 121

Warning: session_start() [function.session-start]: Cannot send session cache limiter - headers already sent (output started at /home/ekmekci/public_html/zeynep/wp-settings.php:18) in /home/ekmekci/public_html/zeynep/wp-content/plugins/wordpress-automatic-upgrade/wordpress-automatic-upgrade.php on line 121
*Zeenep*

Hayat Sorgusu I

Author: zeenep  //  Category: İçime Dert Olanlar

Hayat 1-0 Ahlak

Bir gün hayal ettiğiniz yerde olma ümidiyle yazmak mı yoksa hayal ettiğiniz yerde olup ta tek bir kelime yazamamak mı?

hayallerinizin yakınında bir yerlerde olduğunuza inanarak azla yetinip mutlu olma çabası mı yoksa bir gün hayal ettiğiniz mutluluğun er geç size geleceğine inanarak ondan uzaklarda yaşamak, daha doğrusu o uzaklığı kontrolünüzde tutabildiğinize inanma çabası mı sizi tatmin etmeli?

yazmak istediğiniz, yazabileceğiniz onca şey varken ve hep yazmak istediğiniz yerdeyken tek bir kelime yazamıyorsanız, hayallerinize yaklaştığınıza inanabilir misiniz? yola çıktığınızda güvendiğiniz tek hazineniz; biriktirdiğiniz kelimeler bir sis parçası gibi arkanızda kaldıysa, doğru olan o sis parçasının tekrar sizi  bulmasını beklemek midir?

belki de erdemli bir nodülün dediği gibi mutsuzlukla yüzleşmeyi kabullenebilmeliyiz. her ne kadar bize masallardan tutun da duyduğumuz tüm temennilere kadar, mutluluk hep ulaşılması gereken bir hedefmiş gibi aşılanmışsa da, mutsuz olmadıkça mutluluğun da bir değerinin olmayacağı öğretilmemiş, böylesine büyük bir hatanın iştahıyla tüm dilek ve dualarımızı mutluluğa kerteriz almış, kandırılmış, bu yüzden bir türlü büyüyememiş, hayal kırıklıklarıyla beslenen çocuklar değil miyiz?

biz masallardaki mutluluğu ararken, kimileri bir strateji oyunu içinde olduğuna çoktan uyanmış/uyandırılmış, durmadan “level” atlıyor, bizse başımıza gelen her türlü felaketten sonra gelecek olan mutlu sonları - bu kimimiz için beyaz atlı prens, kimimiz için ali babanın ganimetleri çoğu zaman- umarak yaşamaya çalışırken, diğerleri geçtikleri her yeni bölümde bir öncekinden daha büyük belalarla karşılaşacaklarının bilincinde, her zaman daha kötüsüne hazırlıklı olmayı prensip haline getirmiş, karşılarına çıkabilecek her türlü engelle mücadeleye hazır, temkinli, dirayetli ve hatta başarıyla yollarına devam edip, anlatacakları binlerce kahramanlık hikayeleri ile kendilerini beslerken, biz tüm iyi niyetlerimize rağmen - hatta çoğu kez iyi niyetlerimizin  kurbanı olarak- neden hala masallardaki mutlu sona bir türlü ulaşamadığımızdan şikayetçi, kendi halimize acıyarak bir hayat yaşıyoruz!

masallar hayatla yüzleşmekten korkan insanların, kendilerini haklı çıkartmak adına besledikleri ümitlerini ayakta tutabilmek için, insanları henüz çocukken zehirleyebilmek adına onlara sundukları bir çeşit akıl bulandıran mıdır? ya da ne bileyim,  erkeklerin iş hayatlarında kadınlara nispeten daha dayanıklı olmalarının sebeplerinden biri de, biz barbie’lerimizle mutluluk oyunları oynarken onların her türlü oyunda sonuna kadar rekabeti tadarak, zaferi/yenilgiyi en başından beri tecrübe ederek, böyle bir misyonla yetiştirilmesi midir?

peki ya ahlak hayata bu kurgunun hangi kısmında ne zaman yenildi?

rekabetin ahlakla alıp veremediği neydi? ya da rekabet şeytan işi miydi? hepimizin içinde küçük bir şeytan olduğunu varsayarsak, bu şeytanla başa çıkabilenler hangi bölümde oyuna dahil oldular?bu oyunun walkthrough’su hangi sitede yayınlanıyor? cheat ve walktrough’ları sitelerinde yayınlayanların ticari bir beklentisi var mıdır? ya da biz henüz beginner’ken onlar advanced’di de dönüyorlar mı?

oyundan erken çıkan doğrucu ahmet’lerin oyuna tekrar girmek için kaç jeton daha atmaları gerekir? ya da bozuk olan restart düğmeleri neden hep onların önündedir?

Benim İçin Ne Diyorlarmış Meğer =)

Author: zeenep  //  Category: Benim Yorduklarım

Rahatına düşkündedikodu

Benim zora gelemediğimi, kolay işlerin peşine düştüğümü, biraz zorlanmaya başladığımda ise ortadan kaybolduğumu söylüyorlar. Mücadeleci bir kişiliğim yokmuş. Hele önümde buna değeceğini düşündüğüm bir durum belirmemişse, kılımı kıpırdatmıyormuşum. Bugünden yarına değerini kaybedecek dünyevi ya da idealist düşünceler çok da umurumda değilmiş. Kimseyi kendim gibi düşünmeye zorlamıyor, ama kolay kolay düşüncelerimden de vazgeçmiyormuşum. Bu inatçı rahat düşkünlüğü halimle konuşuluyormuşum biraz. Ama ben rahatımı yine de bozmazmışım. Gerek de varmış gibi görünmüyormuş zaten.